kendini yok sayamazsın.
kuş ölülerine bakarken kendi hislerini denedin, onların üzerine gittin. kuşların birer kuş olarak ölü yatıyor oluşlarına sığamadın.
buna kimse sığamaz, dedin.
genellemeler ve tersleriyle var ettin kendini. çoğu kez ters olanlarında yer alışın bir tesadüf mü diye bile düşünmedin. bir tespit yapmadan yaşamaya çalışmak, daha doğrusu yaşayip gitmek kolay görülen bir "şey". "şey", bu satırlarda çok mu iğreti durdu? UMRUNDA DEĞİL. ne düşünüyorum, bilmiyorum. yüzümde bir ifade var. ne düşündüğümü tam kestirememek için kulaklıktaki goatrance'i son ses açtım.
-yavrum ne oldu, bu kuş ölüleri ne?
-bilmiyorum amca, sabah geldiğimde buradalardı.
tren yavaş yavaş ölülerin yanından geçerken, iki tipsizin konuşmalarını böyle hayal ettin. bu diyalog sana çok gerçek geldi. çünkü kuşlar müziği gerçekten duyabilir, müziği gerçekten hissedebilir. bu sayede uçabilirler. bizse bu yüzden uçamayız. bu inanış çoğu kişiye yontulmamış, kaba, hatta gerçekdışı gelebilir.
ben kimsenin neye inandığını sorgulamazken; benim açığım aranıyor, samimiyetsiz bulunuyorum, dedin.
bunları kendime hep dert edindim.
yeşil tarlalardan birinde trenden indin düşümde. acil durum frenini kullanip ceza yemeden kaçtın. çakıl taşları ayağını acıtsın diye ayakkabılarını çıkardın ve rayların arasından geriye doğru yürüdün.
-selamünaleyküm, dedi adam sana.
-merhaba amcacım, dedin, bu kadarını yapabildin. hayır,
-aleykümselam amca, dedin.
gereksiz detayları atladım ve şuraya geldim düşümde: amca bir sebeple evine gidiyor. çocuğu arkasından bir başka sebeple yolluyorsun ve yalnız kalıyorsun, uzakta kalan tren de acil bir durum, dahası ceza kesecek biri olmadığını görüyor ve uzaklaşmaya başlıyor.
kuşlardan birini eline aldın. ona bir şarkı söyledin. kipırdamadı. kova büyüklüğünde bir çukur kazip kuşları içine attın. üzerini kapayip mezar taşı yaptığın tahtalarına sırasıyla mozart ve infected mushroom yazdın. ikinci ismi için elvermeden yazdın, ama umutla.
bu düşü bitirdiğimde kulağımda bir türkü çalıyordu.
ne alakasız, dedim.
öyle huzursuz oldum ki, hemen tanıdık birileriyle karşılaşip gündelik şeylerden konuşmak istedim.










--
waaaay naber aaa baksen yapmaya hay aksi hımm hahhahah ozman :bber:
flickr:[link]
facebook:[link]
CLICK HERE TO FIND YOURS
--
tet
CLICK HERE TO FIND YOURS
--
Ricky Fitts: It's like God's looking right at you, just for a second, and if you're careful you can look right back. Jane Burnham: And what do you see? Ricky Fitts: Beauty.
I took this new free iQ quiz my friend showed me. you should check it out. just CLICK HERE TO TAKE THE FREE IQ TEST
--
tet
--
tet
Previous Page12345...Next Page